19-02-2022, Saat: 14:00
Şimdiye kadar birçok model araç kullandım , değişik markalarda tecrübem oldu. Her markanın kendine göre avantaj ve dezavantajları olsa da bazen ilanlara göz atarken X marka aracı alacağıma B marka aracın hasar kayıtlısını mı alsam diye hepimizin aklından geçtiği olmuştur diye düşünüyorum.
Bu elbette bir tercih meselesi .Kimisi kalem gibi diye tabir edilen oynanmamış yıpranmamış araç almak ister, Kimisi boyaya değişene takılmaz , kimisi kazasız boyasız bir araç alayım , aklım rahat olsun diye düşünür. Tüm bu alternatiflerin yanında Özellikle üst segment araçlarda airbag açması sonucu ya da küçük bir şehir içi çarpışmada xenonlu farların kırılması gibi hasarlarda ciddi onarım maliyetleri çıkarılarak bu araçlar ağır hasar kayıtlı kategorisine ayrılabiliyor.
Yakın zamanda da araç almayı planladığım için ister istemez gözüme takılan bazı hasar kayıtlı ya da ağır hasarlı ( pert kayıtlı) araçlar oluyor. Tabiki fiyat konusunda uyguna alınıyor satarken de uygun fiyata satma durumu oluyor. Açıkçası her aracın da bir müşterisi çıkıyor. Bu konuda görüşlerinizi merak ediyorum açıkçası. Daha önce ağır hasarlı araç kullanan oldu mu aramızda. Ya da alıp satarken ne gibi durumlarla karşılaştık. Bu konuda tecrübesi olan arkadaşlar tecrübelerini burada paylaşırlarsa sanki hepimiz için faydalı olur kanaatindeyim.
İlk tecrübemi ben paylaşayım. Bütçe durumumu da dikkate alarak geçen sene 2006 model , ağır hasar kayıtlı bir citroen c4 almıştım. Fiyatı çok uygun olduğu için ve kondisyonu da fena sayılmaz işimi görür diye tercih ettiğim bir araçtı. Ağır hasar kaydı almasının sebebi tavanına kiremit ve çatı kökmesinden dolayı cam tavanın , ön camın , bagaj camının , ve arka kelebek camının çatlaması ve kaputun ezilmesi sonucu oluşmuş bir araçtı. Direklerde , C sütununda ince boya çizikleri dışında hiçbirşey yoktu. Tavan camı hariç kırılan çatlayan camlar değiştirilmiş ve o şekilde kullanılmıştı.
Bu araçla edindiğim genel kanı şu oldu. İlk sahibi garajda meydana gelen bu kazadan sonra aracını kaskoya verip parasını almış kaskodan aracı alıp kullanan kişiler de nasıl olsu peynir tenekesi fiyatına aldık diye aracı epey hor kullanmışlar. Aracın genel kaporta boya, şase ve iç döşeme durumlarında dikkate değer bir sorun olmasa bile kullanan kişinin genel bakışı " nasıl olsa ucuza aldım diye doğru düzgün bakım bile yapmamış olmasıydı. Arabanın her yerinde ya bir japon yapıştırıcısı , yada bir slikon kalıntısı , çift taraflı bant, plastik kelepçe çıkıyordu.
Bu elbette bir tercih meselesi .Kimisi kalem gibi diye tabir edilen oynanmamış yıpranmamış araç almak ister, Kimisi boyaya değişene takılmaz , kimisi kazasız boyasız bir araç alayım , aklım rahat olsun diye düşünür. Tüm bu alternatiflerin yanında Özellikle üst segment araçlarda airbag açması sonucu ya da küçük bir şehir içi çarpışmada xenonlu farların kırılması gibi hasarlarda ciddi onarım maliyetleri çıkarılarak bu araçlar ağır hasar kayıtlı kategorisine ayrılabiliyor.
Yakın zamanda da araç almayı planladığım için ister istemez gözüme takılan bazı hasar kayıtlı ya da ağır hasarlı ( pert kayıtlı) araçlar oluyor. Tabiki fiyat konusunda uyguna alınıyor satarken de uygun fiyata satma durumu oluyor. Açıkçası her aracın da bir müşterisi çıkıyor. Bu konuda görüşlerinizi merak ediyorum açıkçası. Daha önce ağır hasarlı araç kullanan oldu mu aramızda. Ya da alıp satarken ne gibi durumlarla karşılaştık. Bu konuda tecrübesi olan arkadaşlar tecrübelerini burada paylaşırlarsa sanki hepimiz için faydalı olur kanaatindeyim.
İlk tecrübemi ben paylaşayım. Bütçe durumumu da dikkate alarak geçen sene 2006 model , ağır hasar kayıtlı bir citroen c4 almıştım. Fiyatı çok uygun olduğu için ve kondisyonu da fena sayılmaz işimi görür diye tercih ettiğim bir araçtı. Ağır hasar kaydı almasının sebebi tavanına kiremit ve çatı kökmesinden dolayı cam tavanın , ön camın , bagaj camının , ve arka kelebek camının çatlaması ve kaputun ezilmesi sonucu oluşmuş bir araçtı. Direklerde , C sütununda ince boya çizikleri dışında hiçbirşey yoktu. Tavan camı hariç kırılan çatlayan camlar değiştirilmiş ve o şekilde kullanılmıştı.
Bu araçla edindiğim genel kanı şu oldu. İlk sahibi garajda meydana gelen bu kazadan sonra aracını kaskoya verip parasını almış kaskodan aracı alıp kullanan kişiler de nasıl olsu peynir tenekesi fiyatına aldık diye aracı epey hor kullanmışlar. Aracın genel kaporta boya, şase ve iç döşeme durumlarında dikkate değer bir sorun olmasa bile kullanan kişinin genel bakışı " nasıl olsa ucuza aldım diye doğru düzgün bakım bile yapmamış olmasıydı. Arabanın her yerinde ya bir japon yapıştırıcısı , yada bir slikon kalıntısı , çift taraflı bant, plastik kelepçe çıkıyordu.